Sayfalar

çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2012 Salı

Her şey çok hızlı.

Akıp giden bunca anlamsız görüntülere, seslere, durumlara, can yakan, aklı yoran her şeye, tembelliğimle, hareketsizliğimle karşı koymaya çalışıyorum. Uykularımı, uyuyup uyanmalarımı yavaşlatmaya çalışıyorum. Bunların arasında kalan, hayat denilen akıp giden her şeyin içindeki ayrıntıların hızına yine yetişemiyorum. Durup düşüneyim diyorum da, kolayca yakalayamıyorum.

Çöller en uygun yer. Zamandan ve hareketten soyutlanmış, kaybolmak için en iyi yerler. Hiçbir şeyin olmadığı, hiçbir şeyin akmadığı yerlerde; çok önceleri görülmüş görüntüleri, duyulmuş sesleri, maruz kalınmış durumları, can yakan, aklı yoran, sevindiren, mutlu eden her şeyi yaşamanın tadına varabilirim.

Benim ilacım çöl, ama dayanabileceğimi zannetmiyorum.
(Bu cümlemin üstünde dikkatle durulmasını rica ediyorum, bu bir vasıfsız blog yazarının acınası çırpınışıdır).




Klip başlı başına, her karesinden binbir anlam çıkarılabilecek cinsten. İzleyip izleyip çöle kaçasım geliyor, ki bu kendimi en güzel aldatmalarımdan bir tanesi.(ki bağlacıyla bu aralar sorunum olduğundan bahsetmiş miydim?)

(Bazen -bazan- saçmalamak insana çok iyi gelebilir)